Polaroid fotoğraf makineleri uzun zamandır ortalarda göremiyoruz. Bazen kalabalık yerlerde eski fotoğrafçı oldukları belli olan yaşlı amcaların elinde bu makineyi görürüz ama artık çok fazla da dikkatimizi çekmez. Çünkü d-slr makinemiz  iso’yu 1600′e çıkarabilmekte, 50 mm’de diyafamı 1,4′ e kadar getirebilmekteyiz.

Ne gerek var o eski püskü sert köşeli polaroid makinelere…

Diyafram ya da enstantene ile oynayarak farklı fotoğraflar çeksek de aslında polaroid makineleri herkes sever. Çümkü kuru baskı tekniği ile çekilen fotoğrafları anında elimize alabiliriz. Üstelik 19 inç monitörlerimiz karşısında radyasyona maruz kalmak zorunda olmadan. Genelde polaroid fotoğrafları hoş bir nostalji katar.

paloroid

Öldüğünde arkasında 533 patent, 14 fahri doktora, 37 madalya bırakmış olan ünlü mucit Edwin Land kızının çekilen fotoğrafları anında görmek istemesi dolayısıyla bu aleti icat etmiştir. 1948′te siyah beyaz ilk makine üretilir ancak ilk renkli anında fotoğraf makinesinin üretilmesi 1963-64 yıllarını bulur. 70′li yıllarda patlama yapan alet her ne kadar çağının birkaç gömlek ilerisinde olsa bile 1991 de dijitalleşmeye dayanamaz.

Bazı polaroid fotoları için tıklayın!

2010 yılına geldiğimizde ise sevindirici bir haber alırız. Geçtiğimiz ay Consumer Electonics Show’da The Polaroid PIC 1000 ile tanışırız.

paloroid2

Polaroid makine meraklılarına duyurulur; fiyat 100$’dan daha az olması bekleniyor ve yeni makine için ayrıca Polaroid Color 600 filmlerinden alınması gerekiyor. Makine ve filmlerin fiyatı resmi olarak ilan edilmese de umuyoruz ki çok pahalı olmaz…

2005 senesinde BMW’nin aldığı bir kararla yoluna sadece Sauber olarak devam eden F1 takımı, 2010 sezonundan Toyota’nın yarıştan çekilmesi ile kendine arenada yer buldu. Sauber bu sene Ferrari motoru taşıyan aracı C29‘u Valencia’da tanıttı.

sauberyeniarac2

De La Rosa ve Kobayashi

C29 köpekbalığı burnuna sahip ve renklerinde çok fazla değişiklik yok. Gözünüze beyaz çok gelebilir ancak bunun sebebi sponsor çıkartmalarının azlığı. Zaten Valencia’da neredeyse 1 senedir F1 aracı kullanmayan De La Rosa pistte gayet hızlı bir şekilde aracı tanıttı ve bu hızlı giriş medyaya bir mesaj olarak algılandı.

Takım patronu Sauber yaptığı açıklamada: “2010 aracının teknik hazırlıkları, hergâmeye rağmen aralıksız ve 2009 ilkbahasından bu yana planlara göre devam etti. Pilot kombinasyonunda genç ile tecrübeli olanı yan yana getirme geleneğine uyduk. Bu, çok başarı sağlayan bir yaklaşım olmuştur.” dedi.

sauberyeniarac

Bakalım bu ilginç sezonda deneyimli De La Rosa ve genç Kobayashi’nin kullanacağı C29 neler başaracak. Merakla bekliyoruz…

Anthill Films adrenalin sporlarının en önemlilerinden dağ bisikleti videoları çeken bir şirket. Aslında şirket demek çok doğru olmaz çünkü bir bisiklet birliği demek daha doğru. Yüksek görüntü kalitesi ile çektikleri ekstrem videolar ile ünlenen bisikletçiler 2010 baharı için bir film hazırlıyorlar. Filmin adı ise Follow Me!

anthill-films

Peki bu adamlar ne yapıyor diye soracak olursanız.  Bu adrenalin bağımlıları insan doğasını ve titanyum bisikletlerini gerçekten zorluyorlar. Gerçekleşmesi zor çekim teknikleri ile gerçekten kaliteli bir iş çıkarıyorlar. Aşağıda hazırlanmakta olan filmin kamera arkası görüntülerinden oluşan ufak bir fragman izleyebilirsiniz.

Bisikletçiler: Brandon Semenuk, Brendan Faircough, Geoff Gulevich, Cam McCaul, Darren Berrecloth, Kurt Sorge, Matt Hunter, Thomas Vanderham

Bisikletçiler bu filmde dağ bisikletinde serbest iniş, slalom, yüksek zıplayış gibi zor hareketleri doğal parkurlarda gerçekleştiriyorlar. Gerçekten muhteşem bir film olacağa benziyor…

www.anthillfilms.com

Adrenalin denince genelde aklımıza ekstrem sporlar geliyor. Paraşüt, kano, bisiklet bunlardan sadece bazıları ancak bazıları her zaman daha fazla adrenaline ihtiyaç duyabiliyor. Buna adrenalin bağımlılığı , rekor kırma dürtüsü ve biraz da çılgınlık eklenince iş cidden uç noktalara ulaşabiliyor.

Birleşik Arap Emirlikleri Havacılık Kulübü üyesi olan Nasr Al Niyadi ve Omar El Hegalen base jump’ta ortada rekor bırakmamaya yeminli iki adrenalin bağımlısı ve bu çılgın ikili geçtiğimiz günlerde ne kadar ciddi olduklarını dünyanın en yüksek kulesinden yaptıkları  (Burj Khalifa) atlayış ile gösterdiler.

Base Jump nedir? Sporcuların sabit olan bir yerden yani (uçak atlayışı dışında) muhtemelen bir kuleden ya da dağdan paraşütle yaptıkları atlayışa deniyor. Unutmadan belirtelim kulenin yüksekliği 828 metre.

Peki burdan atlarsanız ne kadar hıza ulaşırsınız? 1 dakikadan az sürede 220 km/s hız sizin için yeterli olur galiba. Ancak eğer siz de atlamak isterseniz özel izine ihtiyacınız var bunu unutmayın.

Aşağıda bu çılgın atlayışı izleyebilirsiniz.

Uzun zamandır merakla beklenen iPad çıktı. Steve Jobs’un katılımı ile San Francisco’da tanıtımı yapılan yeni Apple tablet bilgisayarı büyük ilgi çekti. Yeni versiyon tablet bir bilgisayar olan yeni ürünün isminin iSlate olması bekleniyordu. Ancak işte karşınızda yeni iPad:

ipad1

0.5 inch inceliğineki iPad, 600 gram ağırlığında ve ekranı oldukça geniş olarak tasarlanmış, tam 9,7 inch. Tamamen dokunmatik bir ekrana sahip olan iPad’in hafızası 64 GB’a kadar destekleniyor. 1 GHZ Apple A4 işlemciye sahip olan alet çok fonksiyonlu bir araç. Şöyle ki; oyun oynamaktan, e-kitap okumaya, internetten müziğe kadar birçok özelliği bulunuyor.

ipad3

iPad’in önemli özelliklerinden birisi de iBooks uygulaması. Artık kitapçıdan kitap alır gibi elektronik kitap okuyabileceksiniz. Tabii kağıdın kokusu, elinizde kitap tutma hissiyatını ne kadar bırakırsınız bilinmez ama gelecekte basılı meteryallerin de dijitalleşeceği su götürmez bir gerçek. Üstelik iPad’de yazı tipini değiştirebilir, animasyon ile sayfa çeviriyor gibi hissedebilirsiniz ancak gerçek bir kitabın yerini tutması şu anda mümkün değil gibi. Şu anda teknoloji severlerin çok ilgisini çekebilir. Ancak tüm kitapların dijitalleşmesi için birkaç sene daha beklemek gerekecek. Teknoloji öyle bir hızla hayatımıza nüfuz ediyor ki kimbilir belki de kitaplar 50 -60  sene sonra antika niyetine satılacaklar. İnsanoğlu sevinse mi üzülse mi bilemeyiz tabii ama yeni çağa uyum sağlamaktan başka elimizden birşey gelmiyor. Vapurda iPad’ini çıkarmış ve canlı olarak haber okuyan birilerini gördüğümüzde galiba o zaman bize daha normal gelecek.

3G internet bağlantılı, belki de bir süre sonra elimiz ayağımız haline gelecek olan iPad’in fiyatı satışa sunulduğunda 500$’dan 900$’a kadar esneyecek. Tüm dünyada WiFi teknolojili iPadler 60 gün sonra, 3G teknolojili iPad’ler ise 90 gün sonra satışa sunulacak.

Bazıları için devrim niteliğinde olan araç bazıları içinse beklentileri karşılamayan, şişirilmiş bir tüketim malı. İlk başta belki yadırgayacağız, gereksiz bulacağız ve hatta pahalı gelecek ancak ilerde hepimizin bu tür araçları kullanması çok olası.

Bekleyelim ve teknoloji, medya ve internet konusunda daha ne kadar ilerleyeceğimizi görelim. Evet, gerçekten çok ilginç bir gelecek bizleri bekliyor…

iPad hakkında daha detaylı bilgi alabilmek için tıklayın!

MacBook için yüzlerce kılıf seçeneği yaratıldı. Ama bunlardan en ilgi çekici olanlarından birisi ise karşınızda: BookBook

kitap-macbook-kabi-3-500x352

Oldukça şık ve ilginç bir tasarım…

kitap-macbook-kabi-2-500x352

Bookbook tasarım olarak eski kitapların görüntüsünde, deri ve çift fermuarlı. Oldukça sağlam olan olan tasarım, MacBook ve Macbook Pro için üretilmiş. Bookbook’un fiyatı 80$ ve incelemek isterseniz tıklayın!

Ülkemizde çok fazla rüzgar sörfü imkanımız yok ama biz gene de sizinle paylaşalım. Geçtiğimiz günlerde kaska takılan bir kameranın haberini buradan vermiştik. İşte sörf yaparken kullanabileceğiniz, tabii ki en farklı özelliği su geçirmemesi olan bir versiyonu…

gopro

4.45cmx5.84cmx3.18 cm boyutlarında olan su geçirmez kameranın arkasında ufak bir LCD ekran mevcut. Kara sporları için de kullanılabiliyor ancak su geçirmez özelliği sayesinde su sporları için HD kayıt almasa da uygun bir kamera.

Kamerada tek foto, çoklu foto ve video modları mevcut ve eylem halindeyken kullanımı çok rahat. 512X384 çözünürlüğe sahip kameranın 2GB’lik hafıza kartı ise 60 dakikalık video depolayabiliyor.

Ekstra kitler (diğer kameralar, lensler ve diğer ekipmanlar) ile daha da kullanışlı hale gelen kamerayı incelemek için tıklayın!

Kameranın örnek kayıtlarını aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.

Mavi bayraklı plajlarımız ile meşhuruz, her sene binlerce turist çekiyoruz. Ancak plajlarımızın pis olması tabii ki hepsi değil) kimin suçu diye insan sormadan edemiyor. Ormanları, parkları, nehirlerimizi pis görünce hepimizin içi sızlıyor. Belki de biz milletçe aklımız başımıza gelmeden anlayamıyoruz. Yaz gelmeden plajlarımızın temizliğine düşünsek muhtelem kıyılarımız daha da çok turist misafir çekecek.

Tasarımcılar Ji-in Byun, Cho Jung Seok ve Oh Seul Ki‘nin temiz plajlar için tasarladığı çöp kovaları hem estetik hem de pratik. En kısa zamanda ülkemizde görmek istediğimiz tasarımlar…

dustbin_4_beach2

Galiba böyle pratik ve renkli çöp kutuları plajlarımızda olsa kimse çöpünü kumların altına gömmez…

dustbin_4_beach

Birçok renk seçeneği de mevcut…

Bildiğiniz gibi dünyada petrol azalıyor çevre sorunları alarm veriyor. Birçok firma ve kuruluş dünyaya hassas davranmasa da otomobil üreticeleri artık daha duyarlılar. Daha önceden haberini verdiğimiz çevreci otomobillere bir yenisi daha ekleniyor. Üstelik Opel bu yeni aracı hakkında çok iddialı. Opel‘in yeni modeli Ampera elektrikle çalışıyor ve tam 500 km menzile sahip…

323_20090306154629390_Opel-Ampera-EV-1

Ampera’nın güç kaynağı tamamen elektirik. GM Avrupa Sorumlusu Alain Visser Ampera’yı “Opel; Ampera’yla birlikte, müşterilerine yüzlerce kilometre boyunca sürekli olarak elektrikli sürüş deneyimi yaşatacak ilk Avrupalı otomobil üreticisi olacak” diye tanımlıyor.

Ampera 60 km’lik menzilde standart 230 volt standart priz ile şarj ediliyor ve yalnızca bir adet lityum iyon pile ihtiyaç duyuyor. Daha uzun mesafelerde ise küçük ve içten yanmalı bir motor yeterli elektiriği üretebiliyor. Akünün tamamı tüketildiği zaman bu küçük motor-jenaratörden gelen elektirk ile menzil 500 km’ye kadar çıkabiliyor. Bu da şehir içi kullanım için gayet yeterli görünüyor.

2007 Chevrolet Volt Concept

Opel Almera’nın öne çıkan özeliklerinden birisi ise 0-100 km/s’nin 9 saniye olması ve maksimum hızın 160 km’ye kadar çıkabilmesi. Elektirkli bir otomobil için gayet yeterli görünüyor. 115 beygir güç üretebilen motorun ise Avrupa’da şehir içi kullanımda birçok kullanıcıyı kendine çekmesi bekleniyor.

İlk kez Cenevre Otomobil Fuarı 2009′da konsept olarak çıkarılan Almera’nın 2011 sonunda seri üretime geçmesi planlanıyor ve eğer siz de çevreci teknolojilere meraklı iseniz aracı sitesinden incelemek için tıklayın.

Aracın İngilizce tanıtım videosunu ise aşağıda izleyebilirsiniz.

Şu sıralarda GM Motors yaptığı açıklamada Opel’in zor günler geçirdiğini ve küresel kriz dolayısıyla eleman çıkarmak zorunda olduğunu belirtti ancak Opel teknoloji üretmeye devam ediyor. Bakalım 2010 yılı Opel’e ve dünyaya neler getirecek? Hep beraber göreceğiz…

1 Ocak 2010 tarihinde Arjantin’de (Buenos Aires) başlayan zorlu Dakar Rallisi 16 Ocak Cumartesi itibarıyla sona erdi. Rallide ilk gün bir Arjantinli seyircinin hayatını kaybetmesi moralleri bozsa da  bizi mutlu eden kısımlarından birisi, Dakar’da yarışan Kemal Merkit‘in hiç mekanik destek almadan yarışanlar arasında birinci olmasıydı.

kemalmerkit

Kemal Merkit, Dakar başlangıç sahnesinde…(Arjantin – Şili Etabı)

Yarışmacılar Buenos Aires’ten yarışa başladıklarında dünyanın en zorlu rallisine başladıklarını biliyorlardı. Bilmeyenler için belirtelim; yarış 9000 km sürüyor. Bu sene 14 özel etap için 33 ülkeden 500 takım yarıştı ve geleneksel olarak yarışın 3. etabında 25 motosikletçi yarış dışı kaldı. Bu etabın üzücü bir diğer haberi ise 56 numara ile yarışan Kutlu Torunlar‘ın sağ el bileğinden sakatlanarak yarış dışı kalması idi.

kutlu-torunlar

Bu yarış ile ilgilenenler bilir. Çok zorlu bir yarıştır ve yarışı tamamlayabilmek bile büyük bir onur ve övünç demektir. Yarışa katılan 150 motosikletçiden sadece 88′i yarışı tamamlamayı başardı. Motosiklet kategorisinde ülkemizi 55 numara ile temsil eden Kemal Merkit, KTM 690 Enduro R ile yarışı tamamlamayı başardı. 71 saat 28 dakika ve 44 saniye ile genel klasmanda 49. sırayı elde eden Merkit’i birinciliğe ulaştığı kategori(Malle Moto) ise mekanik destek almadan yarışanlar kategorisiydi.

Podyuma çıkan Merkit:

”Herşey şu an içindi. Finiş podyumunda Türk bayrağını dalgalandırmak. 9.000 kilometrelik zorlu yolculuğu tamamladığım için ve ülkeme birincilik ödülüyle dönecek olmanın mutluluğunu yaşıyorum. 15 gün boyunca zorlandığım çok anlar oldu ancak yılmadan bu zorlu yarışı 5. kez bitirdim. Türkiye’ye ve sevenlere sevgilerimle.” açıklamasını yaptı.

Dakar Rallisi’nden bazı kareler:

Dakar Rallisi’nin nefes kesici fotoğraflarını görmek için lütfen tıklayın.

Bridgestone-Adrenalin ailesi olarak ülkemizi zor şartlar altında en iyi şekilde temsil eden Kemal Merkit ve Kutlu Torunlar‘a sonsuz teşekkürlerimizi sunarız…