Şikago’da üretilen Henderson 1940′lı yıllara kadar Harley Davidson ve Indian ile birlikte Amerika’nın en büyük 3 motosiklet üreticisinden biri olarak anılıyordu. Ancak savaş sonrası bu durum değişti.
Biz şimdilik II. Dünya Savaşı öncesine Henderson’ın deyim yerindeyse Henderson olduğu dönemlere gidelim.
Karşınızda Henderson 1930.
Amerika’da başlayan ve hızla tüm dünyaya yayılan Büyük Buhran yıllarında tasarlanmış olan bu model, art-deco tasarıma sahip akışkan hatları ile dikkat çekiyor. Dışarıdan bakıldığında motorun üzerinde yer alan neredeyse hiçbir mekanik aksam gözükmüyor.
Henderson’ın üzeri adeta kusursuz yuvarlak hatlarla kaplanmış bir siyah zırh. Bu akışkan tasarım ve düz siyah renk üzerinde dikkatimizi ise deri sele ve ahşap kaplı vites topuzu çekiyor.
Adeta bilimkurgu filmlerinden fırlamış gözüken yukarıda resimlerini gördüğünüz Henderson 1930, Amerikalı bir koleksiyonere ait.
Tintin ya da ülkemizde bilinen adı ile Tenten’in yaratıcısı Belçikalı sanatçı Hergé anısına yapılan müze geçtiğimiz günlerde kapılarını ziyaretçilerine açtı.
Atelier Christian de Portzamparc tarafından tasarlanan müze ormanın içinde yan yatmış şekilde yerleştirilmiş iki prizmayı andırıyor. Birbirilerine bağlantıları minik köprüler sayesinde sağlanan dikdörgen prizmaların dekonstraktivist tasarım özellikleri müzenin içinde de kendini oldukça hissettiriyor.
Kullanılan renkli ışıklandırmalar ve çizgi roman sayfalarını andıran geniş pencereler sayesinde içinde restoran, dükkanlar, tasarım stüdyoları ve konferans salonlarının da yer aldığı bina kompleksinin aydınlatması oldukça estetik bir biçimde sağlanmış.
Artık çoğumuzun birer cep telefonu, fotoğraf makinesi ve laptop’ı var. Hatırı sayılır bedeller ödeyerek aldığımız bu elektronik cihazları düşme, çarpma, çizilme gibi gündelik kullanımda başlarına gelebilecek kazalardan korumak oldukça güç.
Birçok teknoloji mağazasında bu aletler için özel olarak üretilmiş olan kılıf ve koruyucu aksesuarlar mevcut. Peki bütçenizi hiç zorlamadan gayet kolay bulunabilir ve ucuz bir malzemeden kendinize özel kılıf tasarımları yapmaya ne dersiniz?
İhtiyacınız olan; yapı marketler ve çoğu nalburda kolayca bulabileceğiniz plastik çekmece ve raf döşemeleri. Bu ucuz ve esnek malzemeyi kullanarak kendinize kolayca yepyeni bir fotoğraf makinesi ya da laptop kılıfı hazırlayabilirsiniz
80′li yılların popüler kültürü düşünüldüğünde akla gelen birkaç ikonik objeden biri de mutlaka kasetler olacaktır. Çocukluğu ya da gençliği 1980′lere denk gelenler için çok daha fazla anlam ifade eden kasetler son günlerde yeniden dirildi diyebiliriz.
Geçmişe özlem duyan ve kasetlere has o hafif boğuk sesli kayıtları tekrar işitmek isteyen bazı indie grupların günümüzde albümlerini kaset formatında yayınladığını biliyoruz. Kaset görünümlü çantalara, cüzdanlara, kaset baskılı tişörtlere ise son günlerde sokaklarda sıkça rastlıyoruz.
Amerikalı saat üreticisi EOS tarafından piyasaya sürülen bu saat ise kaset modasının en yeni uygulamalarından biri. Matlaştırılmış siyah boyalı paslanmaz çelik kasaya sahip The Mixtape Watch deri kayışıyla oldukça şık gözüküyor. Ürünün Amerika’da satış fiyatı 150 USD.
Biranın köpüklü olması bazılarımızın hiç umrunda değilken birçok birasever için ise oldukça önemli, hatta ciddi bir takıntı.
Bu ihtiyaçtan yola çıkan bir bira firması ürettikleri şişelerin kapaklarını “köpük” şeklinde tasarlatarak tüketicilerin dikkatini, biraseverlerin de kalbini kazanmayı amaçlamış.
Bira ve köpük sorunsalına çözüm arayan diğer bir tasarımcı ise ilginç bir bartak dizaynı ile meseleyi nihayetlendirmiş gözüküyor.
Birasını köpürtmeyi sevenler bilir. Eğer köpük istiyorsanız biranızı bardağa doldururken bardağınızı eğip şişeden birayı belli bir açıda boşaltmanız gerekmektedir. Bu açı -teknik olmak gerekirse- aşağı yukarı 35 – 45 derece arası bir açı olmalıdır. Aşağıda gördüğünüz bu özel tasarımda, bardak hem dik hem de eğik açılı bir şekilde düz bir yüzeyde durabiliyor. Böylece şişeden biranızı doldururken bardağınızda köpürtebilecek, biranızı yudumlamadığınız anlarda ise bu özel tasarımlı bardağınız masada sabit bir şekilde durabilecektir.
flOw, iPod modelleri için geliştirilmiş taşınabilir bir mini hoparlör konsepti. Oldukça eğlenceli ve yenilikçi kontrollerinin yanında flOw kablosuz ses aktarım özelliği sayesinde de oldukça pratik bir ürün.
Müziğin sesini mi yükseltmek istiyorsunuz? flOw’un ampül şeklindeki modüllerinden birini tutun ve yukarı doğru kaldırın. Sesini mi kısmak istiyorsunuz? Modülleri ters çevirmeniz yeterli. Müzik koleksyonunuzdaki parçaları karışık sırayla çalmak istiyorsanız ise yapmanız gereken sadece modülleri hafifçe sallamak.
Kablosuz ses aktarımı ve hareket sensörleri gibi günümüzün popüler teknolojilerini kullanan flOw aynı zamanda da bir iPod Dock’u.
Dzmitry Samal’ın ünlü tasarımcı Karl Lagerfeld’in ikonik giyim tarzından ilham alarak tasarladığı lamba oldukça ilgi görüyor.
Metalden üretilmiş beyaz bir yaka ve siyah kravattan oluşan bu ilginç tasarımın bir lamba olduğunu anlamak açma/kapama düğmesini farkedene kadar oldukça güç.
Son derece net ve minimalist bir çizgiye sahip olan bu şık lamba, bir tasarım objesi olarak da oldukça çekici gözüküyor.
Pharrell Williams, özellikle aldığı CD’lerin kapaklarını okuyanlar için hiç de yabancı bir isim değil. Pharrell bugüne kadar N.E.R.D ve The Neptunes ismi altında 3 Grammy ve sayısız ödül kazananmış, yaşayan en yetenekli prodüktörlerden biri.
Madonna’dan Jenniffer Lopez’e, Justin Timberlake’den Kelis’e birçok sanatçının albüm veya parçalarının prodüktörlüğünü yapan Pharrell, bir hit makinesi olarak tanınıyor. Yaptığı parçalar milyonlar satıyor.
Müzisyenliğinin yanında Pharrell bir süredir Billionnaire Boys Club ve İce Cream adı altında kendi giyim koleksyonunu dünya moda başkentlerine taşımakta ve büyük ilgi görmekte.
Son olarak yetenekli sanatçı geçtiğimiz günlerde “Tank Chair” adını verdiği ilginç sandalye tasarımı ile sanat çevrelerini de şaşırmayı başardı.
Mecburen ya da isteyerek orduya katılıp savaşmak zorunda olan gençlerin neler hissettiklerini düşünerek bu ilginç sandalye tasarımını hayata geçirdiğini söyleyen Pharrell, bu sandayeyi üretmekle amacınıza ulaştınız mı sorusu üzerine: “Benim derdim sadece insanların düşünmeleri için bir kıvılcım yaratmaktı. Eğer savaşa gitme olgusunu bütünüyle ele alıp bir eserle düşüncelerimi ortaya koymak istesem bu ancak bir sinema filmiyle olurdu. Benim burada yapmaya çalıştığım; yarattığım obje ile insanları bir şekilde bu konu üzerine düşündürmeye çalışmak.” dedi.
Alen Yatch Company tarafından üretilen bu retro tasarımlı tekne son günlerde gördüğümüz tekne tasarımları arasından oldukça farklı karakteristiğe sahip görünümü ile öne çıkmakta.
12.91 m uzunluğundaki Alen Tender 2x 440 HP gücünde, tercihe göre Volvo Penta ya da Yanmar motoru ile 40 knot’lık hızlara ulaşabiliyor.
Tüm zemin, açık kokpit ve kamarsının yapımında yer yüzünde yetişen en dayanıklı ağaç olarak bilinen tik ağacı kullanılan Alen Tender’da en gelişmiş navigasyon ve seyir sistemlerimden yararlanılmakta. İsteğe göre son derece geniş kişiselleştirme imkanı sunan model, sıkı durun; bir türk firması tarafından tasarlanıp üretilmekte.
Liam Ferguson tarafından tasarlanan tek lastikli motosiklet konsepti “Hornet” bildiğimiz motosiklet tasarımlarını bambaşka bir boyuta taşıyan bir prototip.
Prestijli The Victorian Automobile Chamber of Commerce (VACC) ödülüne layık görülen tasarım, tek lastikli olmasının yanı sıra devrimsel nitelik taşıyan lastik içi 6 kademeli elektrikli motoruyla da geleceğin motorlu taşıtları hakkında bize ipuçları vermekte. Elektrikli motor dendiğinde aklına performans kaybı gelenler için belirtmekte fayda var; Hornet’in 75 HP güç üreten motoru onu 235 km/s hıza kolayca çıkartabiliyor.
175 Kg‘lık ağırlığa sahip olan Hornet’te son derece gelişmiş bilgisayarlı kontrol sistemleri bulunmakta. Aracın hızı, ağırlık dengesi ve sürücünün verdiği tepkileri sürekli işlemden geçiren bilgisayar Hornet‘i optimum denge ve stabilitede tutmakta.
Bu ilginç konsept aracı bir an önce yollarda görmek dileğiyle…
En son yorumlar